-AstroEge-

Dünya Atmosferi, Ay'daki İnsan Yaşamını Destekleyebilir!

Artemis II projesinin gündemde olduğu dönemlerdeyiz. Bu şahane projenin ana hedefi ''Ay''. Peki insanoğlunun bunca zamandır Ay'la bitmeyen derdi nedir? Varsayalım ki Ay'a yaşam alanı kurmayı başardık, Ay bize kucak açar mıydı?

HABER

Yazar: Utku Berkay BOZCA

4/15/20264 min read

Ay yüzeyi, sadece tozlu ve çorak bir manzaradan çok daha fazlası olabilir. Milyarlarca yıl boyunca, Dünya atmosferinden gelen minik parçacıklar Ay toprağında birikerek, gelecekteki astronotlar için yaşamı destekleyici maddelerin olası bir kaynağını oluşturdu. Ancak bilim insanları, bu parçacıkların Dünya'dan Ay'a o uzun yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğini ve bu sürecin ne kadar süredir devam ettiğini anlamaya henüz yeni başladı.

Rochester Üniversitesi tarafından yapılan ve Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Dünya'nın manyetik alanının atmosferik parçacıkları engellemek yerine; aslında bu parçacıkların -Güneş rüzgârı tarafından taşınarak- uzaya yönlendirilmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor. Dünya'nın manyetik alanı milyarlarca yıldır var olduğu için, bu süreç parçacıkları çok uzun zaman dilimleri boyunca Dünya'dan Ay'a istikrarlı bir şekilde taşımış olabilir.

Rochester Üniversitesi Fizik ve Astronomi Bölümü Profesörü ve Lazer Enerjisi Laboratuvarı'nda (LLE) seçkin bir bilim insanı olan Eric Blackman, "Ay toprağında korunan parçacıklardan elde edilen verileri, Güneş rüzgârının Dünya atmosferiyle etkileşimine dair bilgisayar modellemeleriyle birleştirerek; Dünya atmosferinin ve manyetik alanının tarihini ortaya çıkarabiliriz." diyor. Bulgular, Ay toprağının yalnızca Dünya atmosferinin uzun vadeli bir kaydını tutmakla kalmayıp aynı zamanda Ay'da yaşayıp çalışacak gelecekteki uzay kâşifleri için bilim insanlarının eskiden düşündüğünden çok daha değerli olabileceğini gösteriyor.

Ay Toprağındaki İpuçları

1970'lerde Apollo görevleriyle Dünya'ya getirilen toprak numuneleri, bilim insanlarına önemli ipuçları sağladı. Bu numuneler üzerindeki çalışmalar; Ay’ın yüzeyini kaplayan, meteor darbeleriyle ufalanmış kaya ve tozdan oluşan ve “regolit” olarak adlandırılan gevşek tabakanın su, karbondioksit, helyum, argon ve azot gibi uçucu bileşenleri içerdiğini gösteriyor. Bu uçucu maddelerin bir kısmı, Güneş rüzgârı olarak bilinen ve Güneş'ten sürekli yayılan yüklü parçacık akışıyla taşınmaktadır. Ancak buradaki miktarlar, özellikle de azot oranı, tek başına Güneş rüzgârıyla açıklanamayacak kadar yüksek.

2005 yılında, Tokyo Üniversitesi araştırmacıları liderliğindeki bir ekip, bu uçucu maddelerin bir kısmının Dünya atmosferinden gelmiş olabileceğini öne sürdü. Araştırmacılar, manyetik alanın atmosferik parçacıkların uzaya kaçışını engelleyeceğini varsaydıkları için; bu durumun ancak Dünya henüz bir manyetik alan geliştirmeden önceki dönemde gerçekleşmiş olabileceğini savundular.

Ancak Rochester Üniversitesi araştırmacıları, bu sürecin işleyişinin daha farklı olabileceğini tespit etti.

Dünya Atmosferinin Ay'a Nasıl Ulaştığını Simüle Etmek

Fizik ve Astronomi Bölümü yüksek lisans öğrencisi ve LLE’de Horton Araştırmacısı olan Shubhonkar Paramanick; Yer ve Çevre Bilimleri Bölümü Profesörü John Tarduno; ve Entegre Araştırma Bilgi İşlem Merkezi’nde hesaplamalı bilim insanı ve Fizik ve Astronomi Bölümü’nde yardımcı doçent olan Jonathan Carroll-Nellenback’in yer aldığı Rochester Üniversitesi ekibi; regolitin, Apollo görevleriyle Ay'dan getirilen örneklerde elementleri nasıl ve ne zaman edinmiş olabileceğini modellemek için gelişmiş bilgisayar simülasyonları kullandı.

Araştırmacılar iki senaryoyu test etti. Birincisi, manyetik alanı olmayan ve daha güçlü bir Güneş rüzgârı altındaki "erken dönem Dünya"yı; diğeri ise güçlü manyetik alana ve daha zayıf Güneş rüzgârına sahip "modern Dünya"yı modelledi. Simülasyonlar, parçacık transferinin modern Dünya senaryosunda en iyi şekilde işlediğini gösterdi. Bu durumda, Dünya atmosferindeki yüklü parçacıklar Güneş rüzgârı tarafından sökülüp alınır ve Dünya'nın manyetik alan çizgileri boyunca yönlendirilir. Bu alan çizgilerinin bazıları uzayda Ay'a ulaşacak kadar uzağa uzanır. Milyarlarca yıl boyunca, bu “kanalize edici etki”, Dünya atmosferinin çok küçük miktarlarının Ay yüzeyine yerleşmesine yardımcı olmuştur.

Geçmişi Korumak ve Geleceği Desteklemek

Parçacıkların bu uzun vadeli alışverişi, Ay'ın Dünya atmosferine dair kimyasal bir kayıt tutuyor olabileceği anlamına geliyor. Bu nedenle Ay toprağını incelemek, bilim insanlarına Dünya'nın ikliminin, okyanuslarının ve hatta yaşamın milyarlarca yıl boyunca nasıl evrimleştiğine dair nadir bir pencere açabilir. Parçacıkların bu uzun vadeli ve istikrarlı transferi, aynı zamanda Ay toprağının daha önce düşünülenden daha fazla uçucu madde içerdiğini de öne sürüyor. Su ve azot gibi elementler, Ay'da sürdürülebilir bir insan varlığını destekleyebilir; böylece Dünya'dan malzeme taşıma ihtiyacını azaltarak Ay keşfini daha uygulanabilir hale getirebilir.

Paramanick, “Çalışmamız ayrıca, bugün küresel bir manyetik alandan yoksun olan ancak geçmişte Dünya'nınkine benzer bir manyetik alana ve muhtemelen bugünkünden çok daha kalın bir atmosfere sahip olan Mars gibi gezegenlerdeki; atmosferin zamanla uzay boşluğuna savrulup kaybedildiği süreç olan ‘erken dönem atmosferik kaçışı’ anlamak adına daha geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir,” diyor ve ekliyor:

Farklı evrelerdeki atmosferik kaçışın yanı sıra gezegen evrimini de inceleyerek, bu süreçlerin gezegenin yaşanabilirliğini nasıl şekillendirdiğine dair içgörü kazanabiliriz.